İlişkileri İyileştirmenin ve Stresi Azaltmanın Basit Bir Yolu!

Daha etkili bir lider, yönetici, çalışan veya ebeveyn olmak ister misiniz? Cevabınız “evet” ise, o zaman bu makale tam size göre.

Şimdi sizlere karşılıklı ilişkilerinizde daha başarılı olabilmek için bilmeniz gereken en önemli sırrı vereceğim. Soru sormayı öğrenme sanatı!

Gelin soru sorma sanatını size başıma gelen bir hikaye ile açıklayayım.

Bir gün çok uluslu büyük bir kurumun kıdemli yöneticisiyle birlikteydim. Duygusal zeka konusunda bir test yaptık ve testin sonuçlarını tartışıyorduk.  Kıdemli yönetici “Karar Verme” ve “Stres Yönetimi” gibi bir takım kategorilerde gerçekten çok iyi puan aldı, ancak “Dürtü Kontrolü” ve “Empati” gibi duygusal zeka puanları üzerinde ise düşük puanlar aldı.

Ona, iletişim kurarken insanların sözlerini ne sıklıkla kestiğini sordum. Dedi ki, “Her zaman! Kaybedecek zamanım yok!”

Ve bana yaşadığı bir olaydan bahsetti. Departmanından yetkili biri takım olma konusundaki rahatsızlığından bahsetmek üzere yanına gelmiş. Yönetici ise ona bu yorumları duymak istemediğini ve gidip sorunu kendi başına halletmesini söylemiş.

Hemen bu olayın olabilecek etkilerini tartışmak istediğimi belirttim ve tartışmanın sonunda Kıdemli Yönetici, yetkilinin dinlenmediğini hissederek hoşnutsuzca uzaklaşabileceğini kabul etti. Daha sonra Kıdemli Yönetici’ye bu yetkilinin başka konular veya geri bildirimler getirme konusunda ne kadar istekli olacağını sordum. Yetkilinin, gelecekte bu konular hakkında onunla konuşmak konusunda isteksiz olabileceğini kabul etti.

Kıdemli Yönetici bu durumu kötü bir şekilde ele almıştı. Vaktini boşa harcamak istememiş olabilir, ancak onun rolü, çalışanlarının performansını en iyi şekilde arttırmaktır. Tam tersi bir durum söz konusu olduğunda yani çalışanlar yöneticileri ile diyalog kuramadıklarında ekip performansı üzerinde ciddi bir şekilde olumsuz bir etki oluşmaktadır.

Bu  senaryo tüm dünyada, farklı sektörlerde ve kurumlarda her gün oynanmaktadır.

Peki bu senaryonun farklı bir yaklaşımı nasıl olurdu?

Bu Kıdemli Yönetici neyi farklı yapabilirdi?

Size göz önünde bulundurmanız gereken bir yaklaşımdan bahsetmek istiyorum: Diğer kişinin bakış açısını anlamak için aşağıdaki soruları sorun:

  • Bana meslektaşınızın davranışları hakkında daha fazla bilgi vermek istermisiniz?
  • Sizin üzerindeki etkisi ne? Diğer ekip üyelerinin üzerindeki etkisi ne?
  • Bu kişiyle uygun bir ortamda konuşmayı denediniz mi?
  • Başlangıç noktası olarak o kişiyle özel bir konuşma yapılabilir mi?

Bu yaklaşım biraz daha uzun zaman almasına rağmen, durumla daha etkin bir şekilde başa çıkmaya yardımcı olmaktadır. Burada sorunu olan kişi dinlenmiş ve yöneticisinin sorunla başa çıkmasında yardımcı olduğunu hissetmiş olabilirdi.

Hikayemdeki Kıdemli Yönetici, bir “anlatıcı” idi. Soru sorma sanatında ustalaşmamıştı. Buluşmamızı sonlandırmadan önce ona düşünmesi için bir cümle söyledim:

‘İYİ BİR LİDER BAŞARININ SIRRININ DOĞRU SORULARI SORMAK OLDUĞUNU BİLİRKEN, ZAYIF BİR YÖNETİCİ TÜM DOĞRU CEVAPLARA SAHİP OLMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜR.’

Bu hikayede güçlü bir ana fikir yatmaktadır. Etki bırakabilen insanlar, soru sorma sanatında ustalaşmıştırlar.

Gerçekten diğer kişinin bakış açısını anlamaya çalışırlar. Soru sorma sanatını bilen insanların etrafında olmayı severiz. Dinlendiğimizi ve onaylandığımızı hissederiz. Büyük liderler, en iyi satışçılar ve en iyi arkadaşların ortak bir özelliği vardır – soru sorma sanatında ustalaşmış olmalarıdır. İyi dinleyici oldukları görülür. Onlarla rahat hissederiz ve onlar tarafından anlaşıldığımızı hissederiz. Ve bu da  bizi onlara bağlı hissettirir.

Soru Sorma Sanatı ve Çatışmaların Çözümü

Hepimiz hayatımızda çatışmalarla karşı karşıya kalırız. ‘Hostage at the Table’adlı kitabında, George Kohlreiser, bir rehine müzakerecisi olarak yaşadığı tecrübeyle ilgili yazılar yazmakta ve liderlik ve çatışma yönetimi için öğrenilen dersleri uygulamaktadır. Kohlreiser, bir çatışmayı etkisiz hale getirmek ve kafanıza silah tutan biriyle veya ailenizde söylediklerinize uymayan biriyle ilişki kurmak için soruların kilit rolünden bahsetmektedir.

Diyelim ki 16 yaşındaki kızınız size “Ben geç saate kadar dışarıda olmak istiyorum. Yeterince büyüdüm, o yüzden bana izin vermelisin! dediğinde ”İlk tepkiniz“ Ah, hayır değilsin! Geç saatlerde dışarıda olmak için çok küçüksün.” demek mi olmalı?

Böyle konuşmaları duydunuz mu?

Bu “söyleme ve soru sormama” tepkisi çatışmaya yol açacaktır.

Alternatif bir yaklaşım, soru sorma sanatını uygulamaktır. Bu şunları içerebilir:

  • Ne zaman eve dönmeyi düşünüyorsun?
  • Her zaman mı dışarıda geç saatlere kadar kalmak istiyorsun, yoksa arada bir mi?
  • Güvende olacağından nasıl emin olabiliriz?

Soru sorma sanatını uygulamak çatışmayı etkisiz hale getirir. Çatışmanın üstesinden gelmeyi kolaylaştıran bir bağ kurar. Sorular, tartışmanın sıcaklığını gidermeye ve diyaloga dayalı bir bağı oluşturmaya yardımcı olur.

Soru Sorma Sanatı ve Öz Eleştiri

Birinin sizi eleştirdiği anı hatırlayın. Verdiğiniz tepki neydi?

  • Onlara “Bunu neden söyledin?” Diye mi sordunuz,

yoksa

  • Onlara sizin hakkınızda neden yanıldıklarını mı söylediniz?

Savunmak doğal bir tepkidir. Soru sorma sanatını kullanmanın ilk kısmı, nefes almak, düşüncenizi oluşturmak için 3’e kadar saymak ve sonra diğer kişinin bakış açısını anlamaya çalışmaktır.

Çalışma ortamında, eğer meslektaşlarınız sizinle yüzleşip “Bizi asla bilgilendirmediniz!” diyorlarsa tepkiniz ne olur? Tartışmak yerine, derin bir nefes alın, 3’e kadar sayın ve soru sorma sanatını kullanın: “Bunu duyduğuma üzüldüm. Lütfen bana hangi alanlarda bilgi sahibi olmadığınızı düşündüğünüzü söyler misiniz?”

Ve ardından diğer kişinin düşüncelerini anlamak için sorular sormaya devam edin. Sorularınızla güvenli bir ortam yarattıktan sonra, konuyla ilgili iki yönlü bir tartışma yapabilirsiniz. Ve eğer sorular sorarsanız, direkt olarak kendinizi savunmaktan daha olumlu sonuçlar alacaksınız.

Soru Sormanın Sağlığınıza Faydaları

Kohlreiser, soru sormanın sağlığınız için iyi olduğunu belirtiyor. Soru sorduğumuzda ve dinlediğimizde, çatışma zamanlarında nabız oranımızın ve tansiyonumuzun düştüğünü belirtiyor. Kısacası, soru sorma sanatını uygulamak, sakin kalmanıza yardımcı olur! Eminim ki “kontrolden çıkan” kişilere tanık oluyorsunuzdur, çatışma zamanlarında öfke nöbetlerine giriyorlar. Bu insanlar için basit “rahatlama tekniği”, onlara soru sormayı ve dinlemeyi öğretmektir.

Tüm Cevaplara Sahip Olmanız Gerekmiyor

Hayat seçimlerle dolu. İşimizde ve özel yaşamımızda “soru sormadan söylediğim gibi yap” yaklaşımını benimseyip kullanabiliriz. Bu boyun eğmeyi ve hatta aşağılanmayı doğurur. Soru sorma sanatını uygulamaya dayanan alternatif çözüm, daha açık iletişime, daha fazla enerji ve daha fazla bağlılığa yol açmaktadır.

Tüm cevaplara gerçekten sahip olmanız gerekmiyor. Aksine, başarı hangi soruları soracağınızı bilmenizden geçiyor.

George Aveling
CEO, TMI Malaysia
Başa dön