Uzun yıllardır kurumlarda “dayanıklılık” üzerine konuşuyoruz.

Çalışanların baskı altında performans göstermesi…
Belirsizlikle baş etmesi…
Yoğun tempoya ayak uydurması…
Krizlerden güçlenerek çıkması…

Elbette bunlar hala önemli.

Ancak bana göre bugün daha kritik bir soru var:

Dayanıklı olmak, değişimin hızına yetişmek için gerçekten yeterli mi?

Çünkü değişim artık belirli dönemlerde yaşanan bir süreç değil; çalışma hayatının doğal ritmi.

Yapay zeka iş yapış şekillerimizi dönüştürüyor. Roller değişiyor. Müşteri beklentileri değişiyor. Öncelikler değişiyor. Henüz bir dönüşüme alışmışken, bir diğeri başlıyor. Böyle bir dünyada başarı artık yalnızca güçlü kalabilmekle açıklanamıyor. Asıl farkı yaratan; öğrenmeye devam edebilmek, bakış açısını güncelleyebilmek ve değişen koşullara uyum sağlayabilmek.

İşte, tam da bu nedenle son dönemde üzerinde en çok çalıştığım konulardan biri

Adaptif Dayanıklılık.”

“Dayanıklılık” zor zamanlarda ayakta kalabilmek; “Adaptif Dayanıklılık” ise değişen koşullarda etkili kalabilmek, değer üretmeye devam edebilmek…

Tanım olarak, Adaptif Dayanıklılık, değişim, belirsizlik ve beklenmedik zorluklar karşısında yalnızca ayakta kalmak değil; duruma hızla uyum sağlayarak öğrenmeye, çözüm üretmeye ve değer yaratmaya devam edebilme becerisi.

Üstelik tek bir beceri de değil; birbirini besleyen gelişim alanlarının birleşimi.

 

 

Bu düşünceden yola çıkarak geliştirdiğim “Adaptif Dayanıklılık Modeli” üç temel unsur içeriyor:

  1. Netlik → “Durumu” doğru gör.
  2. Psikolojik Güven → “Gerçeği” söyleyebileceğin ortamı oluştur, güvende hisset.
  3. Zihinsel Çeviklik → Yeni “çözümler” üret ve uyum sağla.

Biraz daha detaylı tanımlarsak:

  1. Netlik:

Belirsizlik arttığında beynimiz senaryolar üretmeye başlar.  Yeterince veri olmadığında zihnimiz varsayımlar üretir. Bazen bu varsayımlar gerçeklerden çok daha güçlü hale gelir.

Adaptif dayanıklılığı yüksek kişiler, ilk olarak kendilerine şu soruları sorarlar:

“Gerçekten ne oluyor?

Şu anda gerçekten ne biliyorum?”

Önce durumu görmeyi seçmek önemlidir. Netlik olmadan verilen kararlar çoğu zaman hızlı olabilir; ancak doğru olmayabilir.

  1. Psikolojik Güven

İnsanlar, kendilerini güvende hissettiklerinde öğrenmeye daha açık olurlar. Fikirlerini paylaşırlar. Soru sorarlar. Yardım isterler. Hata yaptıklarında bunu gizlemek yerine çözüm üretmeye odaklanırlar. Psikolojik güven; insanların yargılanma korkusu yaşamadan katkı sunabildikleri çalışma ortamıdır.

Adaptif dayanıklılık, yalnızca bireysel bir beceri değildir; aynı zamanda ekiplerin birlikte geliştirdiği bir çalışma kültürüdür.

  1. Zihinsel Çeviklik

Eskiden işe yarayan yöntemler bugün her zaman işe yaramayabilir. Zihinsel çeviklik; gerektiğinde bakış açısını değiştirebilmek, farklı seçenekler üretebilmek ve

“Ben bunu başka nasıl çözebilirim?

Neyi farklı yapabilirim?” diye sorabilmektir.

Adaptif dayanıklılığı yüksek kişiler, tek bir çözüme bağlı kalmaz. Yeni bilgi geldikçe düşüncelerini güncelleyebilir. Alternatif senaryolar geliştirebilir. Farklı bakış açılarını değerlendirebilir. Değişimi tehdit olarak değil; öğrenme fırsatı olarak görebilir.

 

Peki ya ortak nokta?

Bu üç alanın kesişiminde benim en kritik gördüğüm beceri yer alıyor: “FARKINDALIK”

Farkındalık; o anda ne olduğunu, ne düşündüğünü, neden böyle düşündüğünü, nasıl davrandığını ve başka nasıl davranabileceğini görebilmektir. Değişim karşısındaki en önemli beceri, otomatik tepki vermek yerine bilinçli seçim yapabilmektir.

Sonuç olarak, hayat bize her zaman olayları seçme şansı vermiyor, değişimi kontrol edemiyoruz ancak olaylara vereceğimiz tepkiyi geliştirme şansımız var.

Yazımı bitirmeden önce sizi kısa bir düşünme egzersizine davet etmek istiyorum:

Lütfen hayatınızda son yıllarda yaşadığınız önemli bir değişimi düşünün.

O süreçte;

  • Ne kadar netliğe sahiptiniz?
  • Kendinizi psikolojik olarak ne kadar güvende hissediyordunuz?
  • Alternatif çözümler üretebildiniz mi?

Ayrıca,

  • O süreçte sizi en çok zorlayan neydi? Olayın kendisi mi? Yoksa olaya verdiğiniz tepki mi?
  • O değişim size ne öğretti? Aynı durum tekrar yaşansa bugün neyi farklı yapardınız?

Bu koçluk sorularına vereceğiniz yanıtlar, değişime bakış açınız ve adaptif dayanıklılık becerilerini geliştirebileceğiniz alanlar hakkında size önemli ipuçları verecektir.

Ben, bu konu üzerine düşünmeye, araştırmaya ve modelimi geliştirmeye devam ediyorum. Sizce geleceğin kurumları çalışanlarında en çok hangi beceriye geliştirmeye yatırım yapmalı?

 

Tack TMI Eğitim Danışmanı

Yeşim ERMAN

Kurumsal Eğitim Programlarımız için

Başa dön